16 Mayıs 2013 Perşembe

Galataport İhalesi- Haber

Limanların efendisi

17 Mayıs 2013
Limanların efendisi

Haydarpaşa Limanı’nın karşısında bulunan Salıpazarı Liman Sahası’nın ihalesini 702 milyon dolarla en yüksek teklifi veren Ferit Şahenk’in başında bulunduğu Doğuş Holding kazandı.

Son dönemde yaptığı marina yatırımları ile dikkati çeken Doğuş Holding’in Türkiye’nin en önemli limanlarından birini 30 yıl süreyle işletecek. Salıpazarı’na yaklaşık 400 milyon dolarlık da yatırım yapılacak.

ÖZELLEŞTİRME İdaresi Başkanlığı (ÖİB) tarafından ihale edilen Türkiye Denizcilik İşletmeleri AŞ’ye ait Salıpazarı Liman Sahası’nın ihalesinde 702 milyon dolar ile en yüksek teklifi Doğuş Holding verdi. Son dönemde yaptığı marina yatırımları ile dikkati çeken Doğuş Holding, böylece İstanbul’un en önemli limanlarından birini işletecek. Doğuş Holding, limana yaklaşık 400 milyon dolarlık yatırım yapmayı planlıyor. /_np/9100/20179100.jpg İlk kez Galataport adıyla 2005 yılında ihaleye çıkan ve en yüksek 4.3 milyar Euro teklifin verildiği ihale Danıştay tarafından 2006 yılında iptal edilmişti. Dün düzenlenen ihale ile ilk ihale arasında önemli bir fiyat farkı var. Ancak iki ihaleyi birebir kıyaslamak doğru değil. İlk ihale 49 yıllığına yap-işlet-devret modeliyle düzenlenirken, yeni ihale 30 yıl süreyle “işletme hakkı verilmesi” yöntemiyle yapıldı. Yeni limanda, konut inşa edilemeyecek olması, fiyatı aşağı çekti.

375 MİLYON DOLARLA BAŞLADI
Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş.’ye ait Salıpazarı Liman Sahası’nın 30 yıl süreyle “işletme hakkı verilmesi” yöntemiyle özelleştirilmesi ihalesi için 20 firma şartname almış, 30 Nisan’da yapılan ilk oturumda Doğuş Holding, Alsim Alarko, Polimeks-Folkart-Sembol, Torunlar GYO, Global Yatırım Holding-Özak GYO-Delta Proje teklif vermişti. Özelleştirme İdaresinde Ahmet Aksu’nun komisyon başkanlığında dün düzenlenen ihalede bu 5 firma yarıştı. İhalenin nihai pazarlık görüşmesinde ilk olarak kapalı elemesiz teklifler alındı. Elemesiz turda en yüksek teklif 375 milyon dolar oldu. Ardından ilk elemeli tura geçildi ve en düşük teklifi veren Polimeks-Folkart-Sembol Ortak Girişim Grubu elendi. Bu turda, en yüksek teklif 525 milyon dolar oldu. İkinci elemeli yazılı turda ise en düşük teklifi veren Torunlar GYO elendi.

1 MİLYON DOLAR ARTTI
İkinci elemeli turun ardından, Doğuş Holding, Alsim Alarko ve Global Yatırım Holding-Özak GYO-Delta Proje arasında açık artırmaya geçildi. Ahmet Aksu, açık artırmada başlangıç tutarı 701 milyon dolar, artırım aralığı ise 1 milyon dolar olarak açıklarken, sürenin ise bir saat olacağını söyledi. Açık artırmada ilk sırada olan Doğuş Holding, bir artırım yapmadan ilk molayı istedi. Bu sırada Alsim Alarko da mola istedi ancak, Doğuş’un moladan dönmesinin ardından molaya aldılar. İki kuruluşun da moladan dönmesinin ardından Doğuş Holding CEO’su Hüsnü Akhan, 1 milyon dolarlık artırım yaparak, teklifi 702 milyon dolara çıkardı. Bu artırımın ardından önce Alsim Alarko ardından da Global Yatırım Holding-Özak GYO-Delta Proje ihaleden çekildi. Böylece Doğuş Holding, 702 milyon dolar ile en yüksek teklifi vermiş oldu.
İstanbul’un değerine değer katacak proje
İHALENİN ardından soruları yanıtlayan Doğuş Holding CEO’su Hüsnü Akhan, İstanbul’un son 10 yılda Türkiye’nin göz kamaştırıcı performansına paralel bir marka kent olduğunu belirterek, “Biz de, bu markanın değerine değer katacak bir proje ile kamuoyunun karşısına çıkacağız” dedi. 3 yıl içinde yaklaşık 130 bin metrekare inşaat alanı olan projede hem yenilenen hem de yenibaştan yapılacak ofis ve alışveriş merkezinden oluşan bir proje yapacaklarını belirten Akhan, 350-400 milyon dolar yatırım öngördüklerini söyledi.

TAKSİTLE ÖDEYEBİLİR
Özelleştirme İdaresi’nin ödeme konusunda kendilerine peşin ve taksitli olmak üzere iki opsiyon sunduğunu ifade eden Akhan, “İlk opsiyonda tamamı peşin, ikinci opsiyonda ise yüzde 20’si peşin, iki yıl ödemesiz, 4 yıl libor+2.5 faiz üzerinden taksit ödeme imkanı var. Tahmin ediyorum, peşin yerine taksitli ödemeyi tercih edebiliriz” diye konuştu. Akhan, İstanbul’un 2020 olimpiyatlarına adaylığı düşünüldüğünde projenin de olimpiyatlar gibi kentin marka değerine katkı sağlamasının öncelikleri olduğunu belirtti. Akhan, “Olayın ticari boyutuna baktığımızda bizi de tatmin edecek bir geri dönüşü olacağını bekliyoruz” diye konuştu.
İhale 4.3 milyar dolardan 702 milyona neden düştü
İKİ ihale arasındaki fark 3.6 milyar dolar ancak iki ihaleyi birebir kıyaslamak doğru değil. 2005 yılındaki ihale 49 yıllığına yap-işlet-devret modeliyle yapıldı. Yeni ihale 30 yıl süreyle “işletme hakkı verilmesi” yöntemiyle yapıldı. Aradaki fiyat farkını belirleyen en önemli etkenlerden birisi ise limanda konut inşa edilemeyecek olması ayrıca Önceki ihalede 2 olan emsal değer 1.5’e düşürüldü yani kapalı inşaat alanı yüzde 25 azaltıldı. 8 yıl önceki ihaleyi Musevi işadamı Sami Offer 3.5 milyar Euro’ya yaklaşık 4.3 milyar dolara kazanmıştı. İki ihalenin ödeme şartları da farklı 2005’teki ihalede ödeme 49 yıla yayılarak yıllık 87.7 milyon dolar olarak belirlenmişti. Yeni ihale ise peşin ödeme şeklinde yapıldı. Ancak ihaleyi kazanan Doğuş grubunun ödemeyi 6 taksitte yapacağı belirtiliyor. 2005’teki ihalede ödemeler kiralama süresinin sonunda yapılıyordu. Bu ihalede ise başından itibaren yapılacak.

Torun: Endişe duymuyorum
İHALEDEN elenen Torunlar GYO’nun Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Torun ise, “Alamadıklarımıza üzülmüyoruz. Doğuş Holding’in almasına  da sevindim. Doğuş’un alması nedeniyle, projenin gerçekleşmesi açısından bir endişe duymuyorum” diye konuştu.
Danıştay’dan dönmüştü
SALIPAZARI Liman Sahası için ilk ihale, Galataport adıyla 2005’te yapıldı. Yap-işlet-devret modeliyle, 49 yıllık işletme hakkını kapsayan ihalede en yüksek teklifi 4.3 milyar dolar ile Global Yatırım Holding, Sami Ofer ortaklığı vermişti. İhale, Danıştay tarafından iptal edilmişti.
Adı neden Galataport değil?
Salı Pazarı Limanı ihalesi ‘Galataport’ adıyla yapılamadı. Mehmet Ferec Balcı ve Hayati Şanlı adlı girişimciler ‘Galataport’un isim haklarını almıştı. Şanlı, bunun ticari girişim olduğunu belirtmiş, ihale aşamasında isim hakkını satabileceğini söylemişti.
Denize dolgu yapılacak
SALIPAZARI Liman Sahası, Karaköy rıhtımından başlayıp, Mimar Sinan Üniversitesi’ne kadar olan bölgede inşa edilecek.
Toplam 100 bin 280 metrekare Türkiye Denizcilik İşletmeleri AŞ mülkiyetindeki planlama alanı, denize yapılacak 11 bin 867 metrekarelik dolgu alanıyla birlikte toplam 112 bin 147 metrekareye çıkacak.
Proje kapsamında 127 bin 811 metrekare yapılaşma ve 99 bin 256 metrekare inşaat planlanıyor.
Bu kapsamda şunların inşa edileceği öngörülüyor: “85 bin 208 metrekare kruvaziyer liman alanı, 892 metrekare yol alanı, 13 bin 941 metrekare rekreasyon alanı, 12 bin 107 metrekare kültürel tesis alanı.”
Buna göre, projenin yaklaşık yüzde 76’sı liman, yüzde 11’i kültürel tesis, yüzde 12’si rekreasyon alanı, yüzde 1’i de yol olacak. Rekreasyon alanının altına iki katlı otopark da yapılabilecek.

13 Mayıs 2013 Pazartesi

5 şubenin sadece biri değişim istedi- Haber

5 şubenin sadece biri değişim istedi

 
İMEAK Deniz Ticaret Odası’nın 9 Mayıs Perşembe günü yapılacak genel merkez seçimleri öncesi İskenderun, Fethiye, Bodrum ve Marmaris’te başkanlar değişmezken Antalya şubesini değişim grubunun desteklediği ekip kazandı.
İMEAK İskenderun seçimlerinin galibi halen DTO İskenderun şubesinin başkanlığını yürüten Bülent Kavsak oldu. Seçimlerde Kavsak 79 oy alırken rakibi 44 oyda kaldı. Fethiye’de ise tek adayla seçime gidildi ve başkan yeniden Şaban Arıkan oldu. Her iki başkanın da Metin Kalkavan’ın ekibide olduğu belirtiliyor.
Bodrum Şubesi seçimlerinde tek aday olarak katılan mevcut başkan Gündüz Nalbantoğlu, seçimde oy kullanan 82 üyenin 80′inin oyunu alarak Bodrum Şubesi Başkanlığına seçildi.
Marmaris Şube Başkanlığı seçimleri kıran kıran geçti. Hasan Mengi, Mustafa Yüce ve Nail Balcı’nın yarıştığı seçimlerde mevcut Şube Başkanı Hasan Mengi 188 oyla başkan seçildi. Seçimlerde Hasan Mengi 188 oy alırken, Nail Balcı 153 oy aldı. Diğer aday Mustafa Yüce ise 99 oyda kaldı.
Salih Zeki Çakır’ı desteklediğini açıklayan Bekir İnanç Kendiroğlu 262 oy alırken, Metin Kalkavan’ın ekibinde bulunan Mevcut Başkan Ahmet Erol ise 240 oy aldı. 805 üyesi bulunan DTO Antalya Şubesi seçimlerini kazanan Bekir İnanç Kendiroğlu’nun listesi 22 oy farkla seçimde galip geldi.
 

DTO’da Kaptan değişmedi- Haber

DTO’da Kaptan değişmedi

 
İMEAK Deniz Ticaret Odası Genel Kurulu’nda kesin olmayan sonuçlara göre, 3 bin 860 oy kullanıldı. Metin Kalkavan kesin olmayan sonuçlara göre 47 sandıktan 2 bin 135 oy alırken, Salih Zeki Çakır 1715 oy aldı.
İMEAK Deniz Ticaret Odası’nın 31 yıllık tarihinde yapılan en yüksek katılımlı seçimler sonuçlandı. 47 Meslek Komietsi’nden 41′ini alan Metin Kalkavan’ın listesi, DTO Meclisi’nin yüzde 84′ünü ele geçirirken, Değişim Grubu’nun Lideri Salih Zeki Çakır’ın listesi ise 47 Meslek Komitesi’nden 6′sını kazanarak, DTO Meclisi’ne yüzde 16′lık bir rakamı sokmayı başardı.
İMEAK Deniz Ticaret Odası Genel Kurulu’nda kesin olmayan sonuçlara göre, 3 bin 860 oy kullanıldı. Metin Kalkavan kesin olmayan sonuçlara göre 47 Meslek Komitesi sandığından 2 bin 135 oy alırken, Salih Zeki Çakır ise 1715 oy aldı. Yaklaşık 10 oy ise geçersiz veya boş çıktı.
Kesin olmayan sonuçlara göre; kullanılan oyların yüzde 55′ini Metin Kalkavan, yüzde 45′ini ise Salih Zeki Çakır aldı.

Kalkavan: Odamız kazanan ve kazanamayana da açık-Haber

Kalkavan: Odamız kazanan ve kazanamayana da açık

 
İMEAK Deniz Ticaret Odası seçimlerinde sandıkların açılmasının ardından tekrar Başkanlığı kazanan Metin Kalkavan, DTO Meclis Salonu’nda bir açıklama yaptı. Seçimde bir kaybeden veya kazananın olmadığını dile getiren Kalkavan “Öncelikle rakibimizi tebrik ediyorum. Seçim listelerinde bir grup kırmızı, bir grup beyaz renklerini kullanmıştı. Ama artık renkler değişti bu iki rengin birleşiminden mavi olur mu. Bence olur. Artık rengimiz deniz mavisi” şeklinde konuştu.
Kalkavan, seçime katılımın yüksekliğine dikkat çekerek  şöyle devam etti “Bizler yüzde sekiz, onlu seçimlerden buralara geldik. Ben Başkanlığa geldiğimden beri yüzde onluk bir katılımı aşmamıştık. Bugün yüzde elli kırkbeşlik bir katılım gerçekleşti. Bunun için tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum.” Kaybeden grubun yine kendi arkadaşları olduğunu belirten Kalkavan “Aramızda artık yeni arkadaşlar var. Kaybedenler var. Öncelikle kaybedenler misafirlerimizdir. İstedikleri zaman meclise gelir. İstedikleri komitede gönüllü görev alabilirler. Çalışmak isteyene kapımızı her zaman açık. Meclis üyeliğinin tek farkı var. Silah taşımaya müsaade etmeyiz” ifadelerini kullandı. Kalkavan seçimde meclis üyeliğini kaybeden Yunus Can’a da teşekkür ederek kendisinin meclis üyeliğini kaybetse de gönlünü kazandığını söyledi.

Salih Beye de teşekkürlerimi iletiyorum. Yarışarak kazanmayı bizlere tattırdığı için” diye konuştu. Kalkavan, artık hedeflerinin denizciliği daha ileri taşımak olduğunu sözlerine ekledi.

Boat Feast- Haber

'Kentsel dönüşümle iş makinesi satışları artacak'-Haber

'Kentsel dönüşümle iş makinesi satışları artacak'


14 Mayıs 2013 Salı 08:00

Türkiye'de süren büyük inşaat projeleri ve kentsel dönüşüm projelerinin etkisiyle önümüzdeki dönem büyük iş makineleri satışlarında artış yaşanması bekleniyor.



Ahmet USMAN
İZMİR - Güney Koreli Doosan'ın iş makineleri ve forkliftlerini Türkiye pazarına sunan Sanko Makine, tereddütle başladığı 2013 yılının ilk 4 ayında satışlarını yüzde 17 artırmayı başardı. Bu yıla kadar satışlarının ağırlığını küçük kapasiteli makinelerin oluşturduğu Sanko Makine, 3. Köprü, yeni barajlar ve kentsel yenileme  gibi projelerin ihtiyaçlarını göz önüne alarak daha büyük tonajlı makine pazarında iddiasını artıracak.
İzmir Kaya Thermal Otel'de Doosan'ın Ortadoğu ve Afrika bölgesi toplantısına evsahipliği yaptığı toplantıda Doosan'ın hem iş makinelerinin hem forktliftlerinin Türkiye distribütörlüğünü yaptıklarını hatırlatan Sanko Makine Pazarlama ve Ticaret AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Hamut, "Doosan'ın forktlift departmanı her yıl bölge toplantıları yapıyor, bölge distribütörlerini belli ülkelerde topluyor. Ortadoğu ve Afrika ülkelerinin distribütörler toplantısı da 3 yıldır Türkiye'de yapılıyor. Bu bizim için büyük bir şeref. Sanko Makine olarak 3 senedir üst üste Doosan ile birlikte toplantıya ev sahipliği yapıyoruz. Bu Doosan'ın memnuniyetini göstermesi açısından önemli. Bundan önceki iki tanesi İstanbul'da gerçekleştirilmişti, üçüncüsünü İzmir'de gerçekleştirdik. Bu toplantılar hem bayi ve distribütörleri kaynaştırmak, hem de Doosan bünyesindeki yeniliklerden haberdar etmek açısından çok önemli" şeklinde konuştu. Sanko Makina'nın performansı hakkında da bilgi veren Hamut, "2013'ün başında piyasada birtakım tereddütler
vardı. Aslında bu tür tereddütler her sene başında yaşanıyor. 2011 ve 2012 başında da piyasa aynı tedirginliği yaşamıştı, fakat yıl içinde bunlar aşılmıştı. Bu seneye de tereddütle girildi. Sene başında 'acaba 2012'den iyi mi olur, o yılın rakamları yakalanabilir mi' gibi düşünceler vardı. Fakat şu ana kadar pazarda bir ilerleme var. Dolayısıyla biz de onu değerlendiriyoruz. Satışlar istediğimiz ölçüde fakat biz bunu da yeterli görmüyoruz, daha da artırmak için çabalıyoruz. İlk 4 ayı değerlendirdiğimizde Sanko Makine olarak geçen seneye göre yüzde 17 öndeyiz" dedi.
Yeni projelere ağırlık verilecek
Sanko'nun makine sektörüne ağırlık verdiğini ve bu pazarda daha da büyümek için çaba harcadığını anlatan Hamut, "Biz bu sene daha ağır makineleri satmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu sene biliyorsunuz Türkiye de bir takım gelişmeler oluyor. Kent yenileme projeleri start aldı, 3. Köprü ihalesi, yeni baraj ihaleleri hep iş makinesi sektörünün önünü açan gelişmeler. Buralarda da daha çok ağır tonajlı makineler kullanılıyor. Biz de bu gelişmelerden kendimizce payımıza düşeni almak için çalışıyoruz. Şimdiye kadar daha çok 20-30 ton civarında makineler satıyorduk, bu sene daha yüksek tonajlı makine satışlarını artırmak gayretindeyiz" diye konuştu.

Haliç’in değerine değer katacak!- Haber

Haliç’in değerine değer katacak!




Haliç Yat Limanı ve Kompleksi için ilana çıkıldı
13.05.2013 - 23:38

Haliç Yat Limanı ve Kompleksi için ilana çıkıldı

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Haliç Yat Limanı ve Kompleksi için ilana çıktı. Yap-İşlet-Devret modeliyle yapılacak liman, kentsel dönüşüm projeleri ve kongre merkeziyle yıldızı parlayan Haliç’e büyük değer katacak.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, sürpriz bir şekilde Haliç Yat Limanı ve Kompleksi için ihale ilanı verdi. Tarihi özellikleri, son dönemde yaşanan kentsel dönüşüm ve Haliç Kongre Merkezi ile değeri artan Haliç’in yıldızı yeni liman projesiyle iyice parlayacak. Resmi Gazete’nin dünkü sayısında yayımlanan ilana göre ‘İstanbul Haliç Yat Limanı ve Kompleksi Projesi’ Yap-İşlet-Devret (YİD) modeliyle ihale edilecek.

Kapalı teklif alınacak

Teklif verme şartnamesinde detaylandırılan usul ve esaslar kapsamında kapalı teklif alma usulüyle yapılacak ihalede, projeye ait ihale dosyaları 15 Mayıs itibarıyla Ankara’daki Liman Yapım Dairesi Başkanlığı’nda ücretsiz olarak görebilecek.

Ancak, ihalelere iştirak etmek için ihale dosya bedeli olan KDV dahil 50 bin lira, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Merkez Saymanlık Müdürlüğü’ne yatırılacak.



Teminatı 50 milyon lira

İhaleye katılabilecekler ile isteklilerde aranacak şartlar teklif verme şartnamesinde belirtildi. Bu işler için geçici teminat tutarı 50 milyon lira olarak belirlendi. Proje ile ilgili teklif verme son tarihi, teklif verme şartnamesinde belirtildi.

Projede görevli şirketin kullanacağı krediler ve diğer harcamalar için Hazine garantisi verilmeyecek. Söz konusu iş, 3996 sayılı Kanun ve 2011/1807 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında belirtilen usul ve esaslar dahilinde yürütülecek. İdare uygun teklifi tespit etmekte, görevlendirmeyi yapıp yapmamakta veya dilediğine yapmakta tamamen serbest olacak. İdarenin serbest seçimi nedeniyle istekliler herhangi bir nam altında idareden talepte bulunamayacak.

29 Nisan 2013 Pazartesi

Piri Reis ve Consouth Ege'de çarpıştı-Haber

Piri Reis ve Consouth Ege'de çarpıştı

Hürriyet Planet
29 Nisan 2013



Piri Reis ve Consouth, Ege'de çarpıştı

Türk armatörün sahip olduğu Emiroğlu Denizcilik'e ait M/V Piri Reis ile Consouth isimli iki kargo gemisi Yunanistan açıklarında çarpıştı. Kaza sonucu batan Piri Reis'in mürettebatından iki Suriyeli denizcinin hayatını kaybettiği, sekiz denizcinin ise kayıp olduğu bildirildi.



Cook Adaları bandıralı 133 metrelik M/V Piri Reis ile Antigua bandıralı 127 metrelik Alman Consouth arasında meydana gelen kazanın kesin nedeni henüz açıklanmadı.
Ukrayna'dan gübre yüklenen 33 yaşındaki Japonya yapımı 13 bin DWT'lik Piri Reis’in 17 kişilik Suriyeli mürettebatından yedisinin sağ kurtarıldığı, diğer 8 denizcinin kayıp olduğu ifade edildi. Denizcilerin ikisinin ise cesetleri bulundu.
Türkiye’den Malta’ya yükü olmadan seyreden Consouth’un 16 kişilik Rus, Filipinli ve Polonyalı mürettebatının ise kazada zarar görmediği bildirildi.
KAZANIN NEDENİ KAPTAN HATASI MI?
Anadolu Ajansı'nın haberine göre, Yunanistan Denizcilik ve Ege Bakanı Kostis Musurulis, kurtarılan mürettebatın ifadelerinden, Piri Reis gemisinin kaptanının, çarpışma sırasında kaptan köprüsünde bulunmadığının tespit edildiğini söyledi.
Musurulis, kaybolan sekiz mürettebatın kurtarılması için bölgeye gönderilen C-130 tipi bir uçak ve bir Skorsky helikopterin yanı sıra, bölgede seyreden diğer gemilerin arama ve kurtarma çalışmalarına katıldığını belirtti.
Yunanistan Denizcilik Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada kazanın sabah saat 07.00’de, Mora Yarımadası’nın güneybatısında kıyıdan 125 kilometre açıkta meydana geldiği belirtildi.

10 Nisan 2013 Çarşamba

Liman ve marinalara 'kira indirimi' yok!- Haber

Liman ve marinalara 'kira indirimi' yok!


11 Nisan 2013 Perşembe 08:13

Tersanelerde yıllık gelire göre kira ödenmesi yasa tasarısı Meclis'ten geçti. Yeni yasayla tersaneciler yıllık cirolarının binde biri kadar kira ödeyecek. Tasarıda yer alan liman ve marinalar ise kapsam dışı bırakıldı.


Aysel YÜCEL


İSTANBUL - Geçtiğimiz hafta çarşamba günü Meclis'te oylamaya sunulan tersane, liman ve marinalara yönelik kira indirimi yasa tasarısı kabul edildi. Yeni yasaya göre Hazine'nin özel mülkiyetindeki tersane, tekne imal ve çekek yerleri, yıllık gelirlerinin binde biri kadar kira ödeyecek. Liman ve marinalar ise kapsama alınmadı. Deniz Ticaret Odası (DTO)Yönetim Kurulu Başkanı Metin Kalkavan, "Liman ve marina sahiplerine de aynı kira indiriminin yapılması yönünde çaba harcadık. Ama onları kurtaramadık" dedi.


Ocak ayında Tuzla'daki tersanelere getirilen yeni bir uygulama ile tersanecilerin yıllık kira bedellerine yaklaşık yüzde 1520'lik artış yapılmış, tersanecilerden m2 başına en az 40 TL kira alınması kararı çıkmıştı. Küresel krizle mücadele ederken bir de kira zammı ile sarsılan tersaneci karara isyan etti. "Bu kiraları ödeyecek gücümüz yok" diyen tersaneciler devletten gelirlerinin binde biri kadar kira ödemeleri talebinde bulundu. Aynı talep kira bedellerindeki artıştan şikâyetçi olan liman ve marina sahiplerinden de geldi. Bunun üzerine kiralara yönelik yeni bir yasa tasarısı hazırlayan Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, tasarıyı Meclis'in gündemine sundu. Yasa tasarısında tersane, tekne imal, çekek yeri, liman ve marinaların yıllık gelirlerinin binde biri kadar kira ödemesi önerisinde bulunuldu. Yasa, limanlar ve marinalar kapsam dışı bırakılarak Meclis'in onayından geçti. Yeni yasa ile tersanecinin kira sıkıntısı çözüldü, limancılar ve marinacılar ise karara tepkili.


Kalkavan: Limanları kurtaramadık


Kira bedellerinin çok yüksek olmasından şikayetçi olan liman ve marina sahiplerinin de yıllık cirolarının binde biri kadar kira ödeme taleplerinin olduğunu dile getiren Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Metin Kalkavan, "Yeni yasa ile tersanecilerimizin kira sorunu çözüldü. Ancak biz liman ve marina sahiplerine de aynı kira indiriminin yapılaması yönünde çaba harcamıştık. Ama onları kurtaramadık" diye konuştu. DTO Deniz Turizmi Sorumlusu M. Faruk Koyuncu da liman ve marinaların aynı kira indiriminden faydalanma beklentileri olduğunu, bakanlığın da bu yönde çaba harcadığını ancak, Meclis'ten onay çıkmamasının üzücü bir karar olduğunu ifade etti.


Koyuncu: Kirası 10 kat artan marinalar var


Marinacılara da geçtiğimiz aylarda önemli oranda kira zammı yapıldığını ve bunun marina sahiplerini zora soktuğunu dile getiren Faruk Koyuncu, "İsmini vermeyeceğim ama bir marinamız, yaklaşık 160 bin lira kira öderken, bir anda bu kira bedeli 10 katına çıktı. Kira kontratı yenileme dönemi gelen diğer birkaç marinamızda da benzer durum yaşandı. Marina zaten dertli bir iş. Kazanç kolu az bir iş. Bir de bu kira artışları sektörü iyice sıkıntıya soktu" diye konuştu. Koyuncu ayrıca, liman sahiplerinden de kiraların çok yüksek olduğu ve bu kiraları ödemekte zorlandığı yönünde şikayetler aldığını söyledi. Dağcı: Yüksek kiralar marinaları bitiriyor Marinalardaki yüksek kira bedellerinin sektörün büyümesini engellediğini vurgulayan Dünya Marinacılar Örgütü onursal üyesi ve DTO Yönetim Kurulu Başkan Danışmanı Yılmaz Dağcı ise konuyla ilgili şu açıklamalarda bulundu: "Bu astronomik kira ve vergi tutarları ile marinalar çok kötü bir noktaya geldi. Marinaların yeni yasa kapsamına alınmaması çok acı. Onlar üç beş zenginin elinde deniliyor ama bu doğru değil. Marinalar gençlere denizi sevdirecek, kıyılara çekecek, kötü alışkanlıklardan kurtaracak yerler. Marinaların kapsam dışı bırakılmasını Türk turizmine ve Türk denizine vurulmuş bir darbe olarak görüyorum. Son yıllarda marinaların durumu tam bir facia.

Vergiler mahvetti marinaları. Devletin marinalara yapacağı en büyük destek elini çekmesi olur. "

Ulaştırma Altyapı Haber

THY'ye grev kararı asıldı- Haber

THY'ye grev kararı asıldı


10 Nisan 2013 Çarşamba 14:47

Hava-İş Sendikası üyeleri, grev kararını THY Genel Müdürlük binasına astı.

İSTANBUL - Hava-İş Sendikası üyeleri, 24. Dönem Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde Türk Hava Yolları (THY) yönetimiyle uzlaşma sağlanamaması nedeniyle alınan grev kararını, THY Genel Müdürlük binasına astı.

Yeşilköy'deki THY Genel Müdürlük binası önünde toplanan gruptakiler, çeşitli sloganlar atarak halay çekti. Burada grup adına açıklama yapan Hava-İş Sendikası Genel Başkanı Atilay Ayçin, toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde THY yönetimiyle uzlaşma sağlayamadıklarını belirterek, artık sabırlarının kalmadığını söyledi.

Ayçin, grevi daha önce araç olarak kullanmadıklarını ifade ederek, "Ancak son 4 dönemdir THY yönetiminden bir anlayış görmedik. Ya yetkimize itiraz ettiler ya süreci mutlaka bir belirsizliğe soktular. THY, bünyesinde çalışan 18 bin üyesinin olduğu örgütlü bir sendikayı devre dışı bırakıp yasa, yönetmelik ve sözleşme kurallarını ihlal ederek, az sayıdaki mevcut personelini artan iş yoğunluğu ve iş kapasitesinin üst seviyesinde çalıştırdı" diye konuştu.

Yetkililere son kez uyarıda bulunduklarını vurgulayan Ayçin, THY yönetimini, mahkeme kararlarına ve bilirkişi raporlarına uygun davranmaya davet etti. Açıklamanın ardından sendika üyeleri, grev kararını THY Genel Müdürlük binasına astı.

Dev Gemilerin Zorlu Rotası İzmir- Haber

8 Nisan 2013 Pazartesi

Ticaret Durur mu?_ Haber

'Türkiye-İsrail gizlice anlaştı'

İddia İsrail gazetesinden geldi
08.04.2013 - 13:28

İddia İsrail gazetesinden geldi

DHA
İSRAİL’deki Yediot Ahronot gazetesi, Suriye rotasının iç savaş nedeniyle kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle Türkiye’den Irak ve Ürdün’e gönderilen veya bu ülkelerden gelen ihraç ve ithal ürünlerinin artık İsrail üzerinden gidip- gelmeye başladığını duyurdu.

Gazete, Türkiye ile Irak ve Ürdün arasında gidip gelen TIR’ların özellikle son aylarda sık saldırıya uğraması ve soyulması nedeniyle Türkiye ile İsrail yetkilileri bir araya gelerek gizli bir anlaşma imzaladığı öne sürüldü. Türk ve İsrail gümrük bakanlığı yetkilileri arasında imzalandığı iddia edilen anlaşmayla Türkiye’den Irak ve Ürdün’e giden ihracat ürünleriyle bu ülkelerden Türkiye’ye gelen ithalat ürünleri eskisi gibi Suriye rotasını kullanmak yerine artık, Mersin Limanı üzerinden sevk edilmeye başlandı.

Bu kapsamda Irak ve Ürdün’e gidecek konteynerler Mersin Limanı’ndan gemiyle İsrail’in Hayfa ve Aşdod limanlarına taşınıyor ve buradan İsrail TIR’larıyla Ürdün Nehri Geçidi’ne naklediliyor. Konteynerler buradan Ürdün ve Irak’a sevk ediliyor. Türkiye’ye yapılan ithalatta da bunun tersi bir yol izleniyor. Yediot Ahronot son aylarda bu rota üzerinden yüz milyonlarda dolarlık sevkiyat yapıldığını yazdı.

7 Nisan 2013 Pazar

Air'in İstanbul-Şanlıurfa seferleri başladı- Haber

Air'in İstanbul-Şanlıurfa seferleri başladı
07 Nisan 2013 Pazar 11:42


İSTANBUL - Onur Air'in İstanbul-Şanlıurfa seferleri başladı.
Firmanın yurt içindeki 17'inci uçuş noktası olan Şanlıurfa'ya seferler, her gün karşılıklı gerçekleştirilecek.
Atatürk Havalimanı'ndan GAP Havalimanı'na hareket eden uçakta, Şanlıurfa Valisi Celalettin Güvenç, AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Akyürek, Şanlıurfa Belediye Başkanı Ahmet Eşref Fakıbaba ile Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Eyüp Sabri Ertekin ile Onur Air Tarifeli Hatlar Müdürü Nasuh Çetin, pasta keserek ilk seferi kutladı. Uçak, GAP Havalimanı'nda çiçeklerle karşılandı.
Nasuh Çetin, gazetecilere yaptığı açıklamada, Şanlıurfa'da yüzde 80 doluluk beklediklerini belirterek, şunları söyledi:
"Haftanın her günü Şanlıurfa'ya uçacağız. Zaten ticari yaklaşımımız haftada 2-3 gün uçmak değildir. Beklentimiz yüzde 80'in altında değil. İlk seferde, uçağımız neredeyse dolu. Sefer sayısını arttırmayı düşünüyoruz."
Geçen yıla göre yolcu sayısındaki artışın yüzde 40 olduğunu ifade eden Çetin, "Türk insanı artık uçmaya alıştı. Uçmak lüks olmaktan çıktı" diye konuştu.

Havacılık 2013'e hızlı başladı- Haber

Havacılık 2013'e hızlı başladı


06 Nisan 2013 Cumartesi 16:48

Son Güncelleme: 17:35

Uçak ve yolcu trafiğinde 2013 yılının ilk 3 ayında büyük artış kaydedildi. Üç aylık gerçekleşmelere göre toplam yolcu sayısı 27 milyonu buldu.

ANKARA - Uçak ve yolcu trafiğinde 2013 yılının ilk 3 ayında büyük artış kaydedildi. Üç aylık gerçekleşmelere göre toplam yolcu sayısı 27 milyonu buldu.

Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ), Mart ayı uçak, yolcu ve yük istatistiklerini açıkladı. Buna göre 2013 yılının ilk üç ayında uçak ve yolcu trafiğinde büyük artış kaydedildi. Üç aylık gerçekleşmelere göre toplam yolcu sayısı 27 milyonu buldu.

2013 Mart ayında iç hatlarda Havalimanlarına iniş kalkış yapan uçak sayısı 51 bin 309, dış hatlarda ise 33 bin 237 oldu. Mart ayında havalimanlarına iniş kalkış yapan toplam uçak trafiği, bir önceki yılın Mart ayına göre, iç hatlarda yüzde 7.5; dış hatlarda ise yüzde 10.7 artış gösterdi.

2013 Yılı Mart Ayında, 22 bin 118 üstgeçiş (Overflight) trafiği ile birlikte toplam 106 bin 664 uçağa hizmet verildi. Mart 2013 itibariyle iç hat yolcu trafiğindeki büyüme devam etti. İç hat yolcu trafiği yüzde 16.9 artışla 5 milyon 578 bin 234 olurken, dış hat yolcu trafiği de yüzde 18.6 artış göstererek 4 milyon 210 bin 818’e yükseldi. Direkt transit yolcu ile birlikte toplam yolcu sayısı, Mart ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 17.1 artış kaydederek 9 milyon 825 bin 160’a ulaştı.

ATATÜRK HAVALİMANI DIŞ HAT YOLCUDA YÜZDE 23 HAT YOLCUDA YÜZDE 18 ARTIŞ SAĞLADI

İstanbul Atatürk Havalimanında 2013 yılı Mart ayında, yolcu trafiğinde iç ve dış hatlarda yüzde 22’lik artış kaydedildi. 2013 Mart ayında, Atatürk Havalimanı’nda 2 milyon 771 bini dış hat olmak üzere toplamda 4 milyon 115 bin 80 yolcu trafiği gerçekleşti. Böylece 2013 yılı Mart ayı itibariyle İstanbul Atatürk Havalimanından günde ortalama bin 38 uçak ile 132 bin 744 yolcu hizmet aldı. Yolcu artışlarına paralel olarak uçak trafiğinde de yüzde 12’lik artış görüldü.

DOĞU HAVALİMANLARINDA ARTIŞ HIZ KESMEDİ

Mart ayında yolcu artışı oranına göre ilk beşe giren Havalimanlarının büyük çoğunluğunu Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan havalimanları oluşturdu. Şanlıurfa GAP (yüzde 81), Nevşehir Kapadokya (yüzde 69), Mardin (yüzde 68), Batman (yüzde 65) ve Elazığ (yüzde 41) ilk beşe giren Havalimanları oldu.
2013 yılı Mart ayında geçen yılın aynı ayına göre iç hatlarda yüzde 26, dış hatlarda yüzde 15.8 artışla toplamda 181 bin 950 ton Yük (Kargo+Posta+Bagaj) taşımacılığı gerçekleşti.

HAVA ULAŞIMI REKORA KOŞUYOR

2013 yılının ilk üç aylık gerçekleşmelerine göre; hizmet verilen toplam uçak trafiği üst geçişler ile birlikte yüzde 7.7’lik artışla 294 bin 58’e ulaştı. Toplam yolcu trafiği (direkt transit yolcu dahil) yüzde 16.6’lık artışla 26 milyon 735 bin 339’a yükseldi. Yük trafiği ise yüzde 16.7’lik artış ile 479 bin 605 ton olarak gerçekleşti.

Hastaları trafikten kurtaracak hava ambulansları Saran'dan- Güzel Haber

Hastaları trafikten kurtaracak hava ambulansları Saran'dan


08 Nisan 2013 Pazartesi 08:13

Sadettin Saran, 19 helikopteri kapsayan Hava Ambulansı İhalesi'ni kazandı. 5 yılda 200 milyon dolar yatırımla gerçekleştirilecek operasyonda doktor ve hemşirelerden oluşan 200 kişilik bir ekip istihdam edilecek.



Özlem ERMİŞ BEYHAN
İSTANBUL - Sağlık Bakanlığı'nın hava ambulansı ihalesini Saran Havacılık ve THK Gökçen ortaklığı kazandı. THK Gökçen Havacılık ile yapılan ortaklıkta, Saran Havacılık pilot ortak olurken, 5 yılda 200 milyon dolarlık yatırımla yapılacak operasyon bu yıl ağustos ayında başlayacak. İlk aşamada Ankara, İstanbul, Erzurum, Diyarbakır ve Antalya olmak üzere 5 bölgede 5 ambulans helikopter ile hizmet verilecek. Sonrasında; İzmir, Trabzon, Adana, Afyon, Ankara, Bursa, Çanakkale, Kayseri, Konya, Samsun, Malatya ve Van operasyonları devreye girecek. Böylece son olarak Trafik Radyo ile adından söz ettiren Saran Holding, hastaların havadan trafiğe takılmadan taşınması operasyonunu da yönetiyor olacak.
Saran Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sadettin Saran, bu operasyona büyük önem verdiklerini, 5 yıl süresinde Türkiye genelinde hava ambulansı operasyonunu yönetecek olmanın kendilerini çok mutlu ettiğini söyledi. Geçen yıl çok tartışılan ihalenin ardından 2013 başında yapılan yeni ihale kapsamında gerektiğinde yurtdışında da hava ambulansı operasyonu yapılabilecek ve 5 yılı kapsayan ihale kapsamında 17 helikopter çalışacak. 2 adet de yedek helikopter operasyon süresince hazır bulundurulacak.
Gece görüş özellikli helikopterler
Saran Havacılık, ABD' nin en büyük helikopter üreticisi ve dünyanın en çok satan helikopter firması olan Bell Helicopter'in Türkiye'de ticari/askeri/genel helikopter satış temsilciliğini de yürütüyor. Hava ambulans filosunda gece görüş özellikli Bell 429 helikopterleri yer alacak. Saran Havacılık ve THK Gökçen Havacılık ortaklığı tarafından 5 yılda 200 milyon dolar yatırım yapılacak. Pilot, doktor, hemşire gibi görevlerde toplam 200'e yakın personel istihdam edilecek.
Sadettin Saran, "Kamu sağlığı alanında önemli bir hizmet olarak, hava ambulansı operasyonu, karayolu ile ulaşımın güç olduğu alanlarda acil durum gerektiren vakalara hızlı ve etkin müdahale gerçekleştirilecek" dedi.
Hava ambulansı operasyonu çerçevesinde 112 çağrı merkezinde ambulans talebiyle gelen çağrılar değerlendirilecek, acil ihtiyaç durumunda başhekime danışılarak onay alınarak, birkaç dakika içerisinde hava ambulansı olay yerine gitmek üzere havalandırılacak.
Herkesin hava ambulansı hakkı var
Türkiye'de tüm vatandaşların hava ambulansı talep etme hakkı bulunuyor.
Sağlık Bakanlığı'nın 2012 yılında açıkladığı verilere göre 15 il merkezinde konuşlandırılan 17 ambulans ve helikopter ve Türkiye genelinde de iki ambulans uçak hizmet veriyor.
2008 yılından bu yana toplam 14 bin 682 hasta taşındığını belirten Bakanlık, hava ambulansların organ naklin taşımacılığında kullanıldığını ve bugüne kadar uçaklarla 208, helikopterlerle ise 84 organ taşındığını belirtiyor.
Saran Havacılık ve Bell helikopterleri, 2012 yılında Emniyet Teşkilatı için 15 adet, Orman Bakanlığı için de 5 adet olmak üzere 20 adet Bell 429 helikopter satışını da gerçekleştirmişti.

Lojistik Köy Var Uzakta O Köy Bizim Köyümüz müdür?- Haber

4 Nisan 2013 Perşembe

Tersaneler hasılata göre kira ödeyecek- Haber

Tersaneler hasılata göre kira ödeyecek

TBMM’de kabul edilen yasa ile tersanecilerin mağduriyetleri önlendi. 4706 sayılı kanunun bazı maddelerinde değişikliğe gidildi. Yapılan değişiklikle tersanecilerin kira mağduriyetleri de gideriliyor.


3 Nisan Çarşamba günü TBMM’de kabul edilen yasaya göre, Hazine’nin özel mülkiyetindeki veya devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazların üzerinde tersane, tekne imal ve çekek yeri yatırımı yapılmak için irtifak hakkı tesis edilen veya izin verilen yatırımcıların başvuruda bulunması halinde; yıllık hasılatlarının binde biri payında hasılat payı alınacak ve ayrıca irtifak hakkı veya kullanma bedeli alınmayacak.
4706 sayılı kanun
Bu Kanunun amacı; Hazineye ait taşınmaz malların daha kısa sürede ekonomiye kazandırılması ve Bakanlar Kurulu kararı ile satış kapsamına alınan Hazineye ait taşınmaz malların satış işlemlerine ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.

Lojistik Sektörüne Darbe Vuran Bürokrasi Haberi

Türkiye'deki bürokrasi yüzünden Belçika'ya sığındı


05 Nisan 2013 Cuma 08:56

Türkiye'de 20 antrepo yatırımını bürokratik engellerden d olayı 4 yıldır hayata geçiremeyen Londra Metal Borsası, çareyi 'Belçikalı' ara çözümde buldu.



Sedat ALP
İZMİR - Yılda 12. trilyon dolarlık işlem hacmine sahip olan dünya antrepo devlerinden Londra Metal Borsası'nın Türkiye'de açmak istediği 20 antrepo bürokrasi kurbanı oldu. Dünyanın birok noktasında toplam 450 antreposu bulunan Londra Metal Borsası, 4 yıldır aşamadığı bürokratik engellerden dolayı 'Belçikalı ara çözüm' geliştirmek zorunda kaldı. Gümrük mevzuatı, KDV Yasası nedeniyle Türkiye'de planladığı 20 antrepoyu bir türlü açamayan borsa, gerekli yasal düzenleme yapılıncaya kadar Ukrayna, Romanya ve Rusya'nın cevherden ürettiği demir-çelik ürünlerini Antwerp kentindeki antrepoda elleçledikten sonra Türkiye'ye gönderme formülüne başvurdu.
Hedefi 2 milyon ton elleçleme
Dünyanın farklı ülkelerinde, metal sanayisinde stok tutulabilecek yerler ya da üretim alanlarında depolar yapan Londra Metal Borsası, Türkiye'de de 4 yıldır antrepo açmak istiyor. Türkiye'deki demir-çelik sektöründeki gelişmelerden dolayı 20 antrepo yatırımı yapmak isteyen Londra Metal Borsa'sının hedefi Türkiye'de 2 milyon ton elleçleme kapasitesine sahip olmak. Ancak bu hedefe 4 yıldır aşamadığı bürokratik engellerden dolayı ulaşamıyor. Hatta bu yüzden Türkiye'ye ilk adımı olan Tekirdağ ve Gölcük'teki iki deposunu da kapatmak zorunda kaldı.
Bürokrasi: "Ya kaçakçılık olursa!"
Aşılamayan bürokrasiye rağmen sahip olduğu potansiyelden dolayı Türkiye'den vazgeçilmediğini açıklayan Londra Metal Borsası'nın Danışmanı Solmaz Grup Başkanı Asım Barlın, şu açıklamayı yaptı: "Birinci sorun gümrük mevzuatından kaynaklanıyordu. Ancak, gümrük idaresi bu sorunu 3 aylık bir çalışma ile çözüme kavuşturdu. İkinci sorun Maliye ile ilgiliydi ve KDV Yasası'ndan kaynaklanıyordu. Bu sorunun aşılması için de Torba Kanun'la beraber 17. maddede bir değişiklik yapılarak, ihracat antrepolarına mal konulması durumunda eşyanın ihracat sayılıp KDV'sinin iadesinin yolu açıldı. Ancak, 3 yılı aşkın süredir bu düzenlemeye ilişkin tebliğ çıkmadı. Niye diye sorduğunuz zaman da bürokrasiden 'kaçakçılık olur' cevabını duyuyoruz."
"63 tonluk bağlarla kaçakçılık olamaz"
Barlın, demir-çelikte borsaya mahsus ürünün kütük olduğunu, çeşitli ebatlarda ve 63 tonluk bağlarla elleçlenen böyle bir üründe kaçakçılık yapmanın ise pek kolay olmadığını ifade etti. 4 ay önce Londra'dan iki üst düzey yönetici ile Maliye bürokratlarını ziyaret ettiklerini, 1 ay önce de Gelir İdaresi Başkan Yardımcısı ile toplantı yaptıklarını açıkladı.
Türkiye'deki demir-çelik sektöründeki gelişme, Romanya, Ukrayna, Rusya gibi ülkelerdeki kütük elde eden haddehaneler ve buradaki üretimin büyük kısmının Türkiye'ye satılmasından dolayı Londra Metal Borsası'nın planlarından vazgeçmediğini anlatan Asım Barlın, "Londra Metal Borsası, Romanya, Ukrayna ve Rusya'da cevherden üretilen ürünleri Türkiye'de depolayarak, Türkiye'de kullanmak isteyenlere anında vermek istiyor. Şu anda bunu yapamadığı için ara çözüm olarak Belçika'nın Antwerp kentinde bir antrepo açtı. Karadeniz ülkelerinden demir-çelik ürünleri Türk boğazlarını geçerek Belçika'daki antrepoda elleçleniyor ve oradan tekrar Türkiye'ye gönderiliyor. Zaman ve maliyet kaybına yol açan bir ara çözüm olduğu için Borsa, Türkiye'deki hedefinden vazgeçmiyor" dedi.
Antrepolar yılda 500 milyon dolardan fazla kazandıracak
Asım Barlın, Londra Metal Borsası'nın demir-çelik yanında bakır, alüminyum da depolamayı düşündüğünü, bu üç önemli metal için açılacak antrepoların Türkiye'ye yılda 500 milyon dolar kazandıracağını ileri sürdü. Barlın, şöyle konuştu: "Londra Metal Borsası, bu antrepoları Türkiye'de kurarsa sadece demir-çelik elleçlemesinden Türkiye'nin kazancı 250 milyon dolar olacak. Gelir İdaresi Başkan Yardımcısı'na; Londra Metal Borsası'na 'Burada bakır, alüminyum ve nikeli de depolarsanız size bu izni veririz' teklifinde bulunun önerisi getirdim. O zaman sadece bu üç madenden 500 milyon dolar gelir sağlanır. Londra Metal Borsası, bakır ve alüminyumu da Türkiye'de depolamayı kabul ediyor.
Odağında İskenderun, Aliağa ve İstanbul var
Londra Metal Borsa'sı yılda 2 milyon ton elleçleme kapasitesine sahip olacak bu antrepolar için limanların yakınında 20'şer dönüm, 30'ar dönüm büyüklüğünde arazi ayrılmasını talep ediyor. Özellikle İskenderun, Aliağa ve İstanbul'un körfeze yakın bölgeleriyle ilgileniyor. Bu antrepoların kurulması Türkiye'de KOBİ niteliğindeki haddehane sahiplerine hem mal tedariki konusunda hem dünya fiyatlarını takip etme konusunda avantaj sağlayacak.

3 Nisan 2013 Çarşamba

Teşvik iptaline nakliyeci isyanı- Haber

Teşvik iptaline nakliyeci isyanı


04 Nisan 2013 Perşembe 07:41

Mısır'a taşıma yapan Ro-Ro hatlarına araç başına bin dolar navlun teşviği kaldırıldı. Ro-Ro'cu farkı navluna yansıtınca, nakliyeciler isyan bayrağını çekti, eyleme hazırlanıyor. İhracatçı ise denize yöneldi.



Aysel YÜCEL
İSTANBUL - Suriye'deki krizin ardından geçen yıl alternatif güzergah olarak düşünülen Mısır'a başlatılan Ro-Ro hatlarında araç başına verilen bin dolarlık teşvik uygulaması 31 Mart itibariyle kaldırıldı. Ekonomi Bakanlığı’nın uygulamayı kaldırmasıyla 2 bin 200 dolar olan Ro-Ro navlunu bir anda 3 bin 200 dolara çıktı. Hem Ro-Ro şirketleri hem de nakliyeciler, teşviğin uzatılmasını beklerken gelen kaldırma kararı sektörde büyük tepki yarattı. Suriye'deki olaylardan bu yana Ortadoğu yönlü taşıma yapan firmalar büyük sıkıntı yaşıyordu. Bu firmaların umudu teşviğin sürmesiydi. Ancak bakanlık uzatmadı. “Teşvik uzatılmazsa batarız” diyen nakliyeci, eylemle tepki göstermeye hazırlanıyor. Zaimoğlu Nakliyat Yönetim Kurulu Başkanı Hamit Şanverdi, firmaların eylem planı hazırlığı içinde olduğunu aktardı. Sisa Denizcilik yetkilisi Ersin Doğruer de nakliyecilerin bakanlık çevresinde TIR'ları ile eylem yapacağı duyumunu aldıklarını söyledi. Bu arada, navlunlar yükselince ihracatçı da konteynere kaymaya başladı.
İç savaş nedeniyle geçtiğimiz yıl Suriye'yi by-pass etme gündeme gelmiş, devlet desteği ile Mısır’a Ro-Ro hatları açılmıştı. Mersin ve İskenderun limanlarından direkt Mısır'a ve Mısır üzerinden Suudi Arabistan ile Ürdün'e yapılan Ro-Ro taşımalarında Ekonomi Bakanlığı araç başına bin dolar navlun teşviği veriyordu. Bu hatta üç Ro-Ro şirketi hizmete başlamış, biri kapanmıştı. Bu hatta halen Sisa Denizcilik ile Salem Al Makrani Ro-Ro taşımacılığı yapmaya devam ediyor.
UND'ye 'destek', bakanlığa 'uzatma' çağrısı
Bu hattı kullanan ve yüzde 90'ı Hataylı olan nakliyeciler, “Birçok sıkıntıyla boğuşuyoruz. Gemi arızaları dolayısıyla beklemeler oluyor. Rezervasyonlarda sorunlar yaşıyoruz. Ro- Ro firmalarına verilen devlet desteğinin kaldırılması, navlunu önemli oranda artırıyor. Bu bizi kapatma noktasına getirecek” diyor. Ro- Ro şirketleri ve nakliye firmaları, teşviğin uzatılması için bakanlığa başvuru yaptıklarını ancak henüz bir sonuç alamadıklarını, teşviğin kesin olarak uzatılmayacağı yönünde duyum aldıklarını belirtiyorlar. Ekonomi Bakanlığı Serbest Bölgeler, Yurtdışı Yatırım ve Hizmetler Genel Müdürlüğü Daire Başkanlığı yetkilileri ise konuyu değerlendirdiklerini ancak, bir açıklama yapmalarının mümkün olmadığını ifade etti. Özellikle Hataylı nakliyeciler bu konuda Uluslararası Nakliyeciler Derneği'nden (UND) daha fazla destek beklediklerini belirtiyor. Sisa Denizcilik yetkililerinden Ersin Doğruer, teşviğin uzatılması için görüştüklerini ancak bir sonuç alamayınca farkı navluna yansıtmak zorunda kaldıklarını söyledi. Doğruer, "Biz de nakliyeciye yardımcı olmak için navluna
eklediğimiz bin doları iki taksitte alma kararı aldık" dedi. Salem Al Makrani yetkilisi Çiğdem Şahin de bakanlığın teşviği kaldırması nedeniyle farkı navluna yansıtmaya başladıklarını açıkladı.
'Teşvik uzatılmazsa iflas ederiz'
Ortadoğu'ya taşıma yapan firmalardan Cem Ay'ın Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Yılmaz, teşviğin kaldırılmasının firmaları oldukça zora soktuğunu dile getirdi. Yılmaz, "Suriye'deki olaylardan sonra zaten bir türlü toparlanamadık. Tamamen sorunumuz giderilmemiş olsa da Ro-Ro'lara verilen destek, işimizin devamlılığını sağlıyordu. Bu teşvikler devam etmezse bu yönde taşıma yapan yaklaşık 250 nakliye firması kapanma noktasına kadar gidebilir" diye konuştu. Cem Ay ortaklarından İrfan Ay da geçtiğimiz yıl bakanlığın Mısır Ro-Ro şirketlerine vereceği teşvik için 35 milyon dolar bütçe ayırdığını açıkladığını ancak bunun sadece 9 milyonunu kullandığını söyledi. Bu hattın devamı için desteğin devam etmesinin şart olduğunu vurgulayan Ay, "Teşvik uzatılmazsa hem biz hem de ihracatçı zarar görecek. 250'nin üzerinde nakliyeci iflas noktasına gelebilir. İhracatçı ise rekabet gücünü kaybedebilir" dedi.
Nakliyeci Ankara’da eyleme hazırlanıyor
Yine bu hattı kullanan nakliye firmalarından Zaimoğlu Nakliyat'ın Yönetim Kurulu Başkanı Hamit Şanverdi, bu desteğin Suriye'deki olaylar bitene kadar devam etmesini istediklerini kaydetti. Aksi halde sektörün büyük kayıplar yaşayacağını dile getirdi. Şanverdi, ayrıca bu hatta taşıma yapan firmaların büyük bir eylem planı hazırlığı içinde olduğunu aktardı. Sisa
Denizcilik yetkilisi Ersin Doğruer de teşviğin uzatılmaması durumda nakliyecilerin Ankara'da bakanlık çevresinde TIR'ları ile eylem yapacağının duyumunu aldıklarını söyledi.
Gemiler arızalandı yüzlerce TIR Mısır'da mahsur kaldı
Sisa Denizcilik'e ait Ro-Ro gemisinin Mısır'da arızalanması nedeniyle yüzlerce TIR Mısır'da mahsur kaldı. Cem Ay'ın Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Yılmaz, yüze yakın nakliye firmasının toplamda bin 200'den fazla aracının Mısır'dan dönemediğini ve zararlarının büyük olduğunu dile getirdi. Yılmaz, tek tek firmaların milyonlarca dolar zararı olduğu gibi, malların teslim edilememesinden dolayı ihracatçı firmaların da kendilerine yüklü miktarlarda tazminat davası açma hazırlığında olduğunu söyledi. Zaimoğlu Nakliyat'ın Yönetim Kurulu Başkanı Hamit Şanverdi de "Mısır'da mahsur kalan araçlardan dolayı kaybımız çok büyük. Bu konuda yetkililerden destek bekliyoruz" dedi. Nakliyeciler, bu tür sorunlar nedeniyle birleşerek bir Ro-Ro şirketi kurmayı planladıklarını ancak maliyetler yüksek geldiği için bu planı uygulamaya sokamadıkları bilgisini de verdi.
Navluna yapılan zam, ihracatçı firmaları konteynere yöneltti
Ro-Ro hatlarında yaşanan sıkıntıların üstüne bir de navlun zammının eklenmesi ihracatçı firmaları daha düşük navlunun olduğu deniz taşımacılığına yöneltti. Cem Ay Nakliyat Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Yılmaz, "Artan navlunlar ihracatçı firmaları konteyner taşımacılığına yöneltiyor, bu da bize olumsuz yansıyor" dedi. Sisa Denizcilik yetkilisi Ersin Doğruer artan navlunların ihracatçıyı denize kaydırması nedeniyle Ro-Ro'cuların işlerinin yüzde 30 azaldığını kaydetti. Zaimoğlu Nakliyat'ın Yönetim Kurulu Başkanı Hamit Şanverdi, taze gıda taşımacılığı yapan firmaların daha kısa sürede teslimat yaptığı için karayolunu kullanmak zorunda olduğunu ancak diğer tür malları olan ihracatçıların denize kaydığını söyledi. Şanverdi, "Denizyolu navlunları ile karayolu arasındaki navlun farkı iyice arttı. Bu nedenle ihracatçı denize yöneldi. Ancak, malın teslimat süresi uzayacağı için ihracatçı rekabet gücünü kaybedecektir" dedi.

Denizi sevdik büyümeye devam- Haber

Denizi sevdik büyümeye devam


04 Nisan 2013 Perşembe 07:49

2010 yılında Uzakdoğu tersanelerine ilk gemi siparişini vererek armatörlüğe adım atan Densa Holding, 1 milyar dolarlık yatırımla 15'i suda 21 gemiden oluşan bir filo kurdu. 22. geminin inşa sözleşmesini ise dün imzaladı. Hacı Sabancı, "Armatörlüğü sevdik



Murat ERDOĞAN
İSTANBUL - Denizdeki krizi bir fırsat görerek gemi yatırımlarıyla armatörlüğe giriş yapan Densa Holding, yeni gemilerle filoyu büyütmeye devam ediyor. Denize spekülatif amaçlı girmediklerini söyleyen Densa Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hacı Sabancı, "Henüz güzel günlerini görmesek de armatörlüğü sevdik" diyerek, denizdeki yatırımlarını sürdüreceklerini açıkladı.
Son üç yılda 1 milyar dolar yatırımla 21 geminin inşası için Uzakdoğu tersaneleriyle sözleşme imzalayan Densa Holding, 1.6 milyon dwt'lik bir filoyla kısa sürede Türkiye'nin en büyük armatörleri arasına girdi. Densa Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hacı Sabancı, denize girme nedenlerini ve yeni yatırım planlarını DÜNYA'ya anlattı. Densa'nın 2009'da kurulduğunu fakat ilk gemi siparişini 2010'da verdiklerini söyleyen Sabancı, denizciliğe giriş nedenlerini de şöyle açıkladı:
"Babam Ömer Sabancı ve Halam Demet Sabancı, Sabancı Grubu'ndaki görevlerini bırakarak yeni bir iş kurma planlarıyapıyordu. 2008 ekonomik krizde, denizcilik sektörü krizden en çok etkilenen sektör oldu. Piyasaların geldiği seviye bizi cezp etti. Bir fırsat kapısı olduğunu düşünerek gemi yatırımına başladık. Kar amaçlı girdik. Sıfırdan başlayarak büyük bir filo kurduk. 15 gemimiz suda ve 6 tane de siparişte var. Bu gemilerimiz de Eylül 2013'e kadar filoya katılacak." Kuru yükte 1.2 milyon dwt ve tankerde ise 425 bin dwt'lik bir filo kapasitesine ulaştıklarını söyleyen Sabancı, sözleşmesi yapılan 21 gemi siparişinin toplam yatırım tutarının 1 milyar dolar olduğunu açıkladı. Kriz döneminde yatırım yapan Densa'nın spekülatif şirket olduğuna dair görüşlere katılmadığını dile getiren Hacı Sabancı, "Ne yazık ki güzel günlerini görmedik ama denizciliği ve armatörlüğü sevdik ve jenerasyondan jenerasyona devam etmesini istiyoruz. 15 yıl sonra biz de gelenekçi saygın bir armatör olarak anılmak istiyoruz" dedi.
Bankaların kredi musluklarını kapattığı dönemde finansmanda sıkıntı yaşayıp yaşamadıklarını sorusuna ise Sabancı şu cevabı verdi: "Sabancı markası ve babam ile halamın isimlerinin saygınlığı önemli bir faktördü. Finansmanda çoğunlukla Türk bankalarıyla çalıştık. Birkaç gemide çalıştığımız büyük yabancı bankalar da vardı. Zor zamanlarda arkamızda durdular. Finansmanda bir zorluk yaşamadık zaten finansı oturtmadan gemi sipariş etmiyoruz."
22. gemi siparişini de verdi
Gemi siparişlerine devam etmeyi düşündüklerini söyleyen Hacı Sabancı, yeni bir tanker inşası için dün (3 Nisan) imza attıklarını açıkladı. Sabancı, "Aframax LR2 tipi bir tanker siparişi verdik. Biraz daha tankere yöneldik. Dengeli bir büyüme istiyoruz. Tanker tonajını büyüterek aradaki tonaj farkını dengeleyeceğiz. Kuru yükte de bir iki tonajda yokuz fakat o tonajlara da girmeyi düşünmüyor değiliz. Ama söylediğim gibi ilk önceliğimiz, tanker" açıklamasını yaptı. Sabancı, bu imza sonrası filonun 22 gemiden oluşan 1.72 milyon dwt'lik taşıma kapasitesine ulaştığını söyledi. Kuru yük sektöründe ticarete göre sürekli tonaj değiştiğinin altını çizen Hacı Sabancı, "Biz denizde yokken, 45-52 bin ton cazip tonajdı. Biz denize girdiğimizde ise ideal tonaj 58.000 tonluk supramax gemilerdi. Şimdi 64.000 dwt'lik ultramax diye gemiler çıktı" diye konuştu. Sabancı, ‘handy' gemiler hariç bütün gemilerin ‘eco-dizayn' gemiler olduğunu ve daha az yakıt tükettiğini kaydetti.
2.el gemiler şu anda daha cazip olduğunu fakat al-sat düşünmedikleri için yeni inşaya yöneldiklerini söyleyen Sabancı, "Piyasalar yükselince gemilerimizi satacağız diye bir şey yok. Dediğim gibi bu işe uzun vadeli girdik. Gemilerin özelliklerini kendi isteklerimize göre yapılmasını istiyoruz ve iyi tersaneler ile çalışıyoruz" şeklinde konuştu.
Armatörlük dışında farklı alana girmek istiyor
Armatörlük dışında farklı bir alana yatırım yapmak istediklerini de açıklayan Sabancı, yatırımın henüz adını koymadıklarını belirterek, "Mevcut yatırımın büyüklüğü açısından ve gemi teslimleri devam ettiği için diğer alanlara yönelemedik fakat armatörlük dışında yeni bir alana yatırım yapmak istiyoruz" dedi. LNG tanker yatırımı düşünüp düşünmedikleri sorusuna ise Sabancı, "Bu sektör kolay bir alan değil. Çünkü çok niş bir alan ve çok az oyuncu var dünyada. Devletin kontrat desteği olursa bu alanda yatırımı neden düşünmeyelim. Fakat gerçekten devletin kontrat desteği olmadan gemi alarak bu alana girmek
çok zor" açıklamasını yaptı.
2014 yılından önce toparlanma beklemiyor
Denizcilik piyasalarıyla ilgili de yorumlarda bulunan Hacı Sabancı, markette arz fazlası oluşacağını bilerek gemi siparişi verdiklerini belirterek şunları söyledi: "2010'da tablolara baktığımızda 2011 ve 2012 yılında yığılma olacağı çok açık belliydi. Biraz siparişler daha erken kesilir diye tahmin etmiştik fakat devam etti. Siparişler devam ettikçe süreç biraz
daha uzuyor. Piyasada arz talep dengesizliği var. Biz gemilerin çoğunu 2012'de teslim aldık, 2013 sonunda toparlanma başlar diye düşünüyorduk fakat bence toparlama 2014'ün ikinci yarısına sarktı."
Filodaki gemilerin işletim şekliyle ilgili de bilgi veren Sabancı, "Kuruyükte ciddi bir ekip ve departman kurduk. Gemilerimizin hem teknik hem de ticari işletmesini biz yapıyoruz. Tüm kuru yük gemilerinde Türk personel ile çalışıyoruz. Tankerlerde ise ticaret dışındaki bölümleri dışarı verdik. Tankerlerin teknik ve personel tarafını Singapur'da bulunan bir firma yapıyor" şeklinde konuştu.

Gümrükte ISO 27001 yumuşaması- Haber

Gümrükte ISO 27001 yumuşaması


04 Nisan 2013 Perşembe 08:03

Gümrük Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Yetkilendirilmiş Yükümlü Uygulaması’nda istenen ISO 27001 şartı yumuşatıldı.



Yener KARADENİZ
İSTANBUL - Bu yılın başında Resmi Gazete’de yayınlanan ve yürürlüğe giren Gümrük İşlemlerinin Kolaylaştırılması Yönetmeliği kapsamında ihracat yapan büyük firmalara birtakım kolaylıklar sağlandı. Bunlardan biri de Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından verilen ve 46 ülkede uygulanan, ihracatçı şirketlere kendi iş yerlerinde gümrükleme imkanı sağlayan, Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü uygulaması. Bu kapsamda şirketlerden birçok şartların yanı sıra alınması uzun zaman alan ve maliyetli olan ISO 9001 ve ISO 27001 (Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi) belgeleri isteniyordu. Uygulamanın başlamasından bu yana bu maliyete ve zamana katlanabilen iki şirket başvuruda bulunurken diğer şirketler bunu göze alamamıştı.
Şimdi bu belgelerden ISO 27001 belge şartı yumuşatıldı. Geçtiğimiz hafta yürürlüğe giren yönetmelik ile üretimdeki ISO 27001 koşullarını talep etmeyi kaldırdı ve sadece dış ticaret ve gümrük işlemlerini kapsayacak şekilde daraltıldı. Daha açık bir ifade ile bir fabrika için bundan böyle üretim yeri kapsam dışı tutulacak ve bu alan denetlemeye tabi tutulmayacak.
Uzmanlar, uygulama ile 150-200 bin dolara varan maliyeti olan ISO 27001 maliyet azaltıcı ve belgelendirme açısından süreyi kısaltıcı etkileri çok ciddi olacağı düşünülmektedir.
Düzenleme yükümlü sayısını artıracak
İstanbul Gümrük Müşavirleri Derneği Başkanı Turhan Gündüz, şirketlerin bütün faaliyetlerini üretim dahil söz konusu belgeyi almanın daha önce çok zor olduğunu söyledi. Belgenin daha önce bütün faaliyet alanları ile birimleri kapsadığını, dolayısıyla alanının çok geniş olduğuna dikkat çeken Gündüz, "ISO 27001 Belgesi’nin karşılığı bir anlamda bilişim güvenliği ve çok az şirkette var. ISO 27001 Belgesi’ni almak uzun zaman ve maliyet gerektiriyor. Bu zorluklar nedeni ile iki ayda sadece 2 şirket Yetkilendirilmiş Yükümlü belgesi almak için başvurmuştu. Bununla alakalı düzenleme başvuracak şirket sayısını da artıracaktır" şeklinde konuştu.
Öte yandan çok uzun yıllardır odalaşmak konusunda da çalışmaları bulunan gümrük müşavirleri mesleklerine saygınlık kazandırmak ve yasal haklarını hayata geçirmek için çalışmalarını devam ettiriyor. "2002’de genel kurul aşamasına kadar gelmiş bir oda yasası tasarısının olduğunu ancak o günkü hükümet erken seçim kararı aldığı için tasarının kadük olduğunu belirtti. Daha sonra 2009’da yine tekrar bir tasarı hazırlandı başbakanlığa gönderildi. Tekrar o günkü hükümet seçim kararı aldığı için başbakanlıktan geri geldi" diyerek odalaşma sürecinin bugüne kadar uzadığına dikkat çeken Gündüz, şimdi yeniş taslağın hazır olduğunu belirterek Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın da süreci desteklediğini dile getirdi. Ancak bakanlıktaki taslağın başbakanlığa gitmediğini dile getiren Gündüz, "Önümüzdeki günlerde ya da aylarda sayın bakanımızın ifadesine göre gündeme alınacağını ve bu dönem bu konuda daha bir kararlı bir şekilde takip edileceği ifade ediliyor" dedi.
65 yaş üstü gümrükçülere heyet raporu istenmesine tepki
Birçok alanda haksızlığa uğradıklarını iddia eden İstanbul Gümrük Müşavirleri Derneği Başkanı Turhan Gündüz, 2010’da çıkan bir karar ile 65 yaşın üstündeki bütün meslektaşlarından mesleklerine devam edebilmeleri için 3 yılda bir resmi sağlık kurumundan heyet raporu istendiği hatırlatarak bunun meslektaşları için incitici bir davranış şekli olduğunu söyledi. Mesleklerinin fiziki bir güç gerektirmediğini söyleyen Gündüz, "Oysa 80 yaşında bir doktor ameliyat yapabiliyor, bir avukat sizi en önemli davanızda savunabiliyor. Bir mimar bir inşaat mühendisi bir eczacı çalışabiliyor. Bize özgü bu düzenleme haksız rekabete ve mağduriyete yol açıyor. Yıllarını bu mesleğe vermiş ve herhangi, bir adli olay ile karşılaşmamış mesleğini icra etmiş kanıtlamış bir kişinin tecrübesi var bilgisi var. Artı güvenilirliği test edilmiş bir kişi için öyle bir incitici ve onur kırıcı bir durum ile karşılaşması hepimizi üzüyor" diye konuştu.
‘Hayali ithalat sorunu, belirli ürünlerden kaynaklanıyor’
Geçtiğimiz aylarda tartışılan hayali ithalat sorununa da değinen Turhan Gündüz, sorunun özellikle gözetime tabi birtakım ürünlerde veya referans kıymet uygulamasında kaynaklanan bir sorun olduğunu söyledi. Gündüz konuyla ilgili birçok iddia olduğunu belirterek Çin örneğini şöyle açıkladı: "Örneğin Çin’in ithalat ihracat rakamlarına baktığımızda Çin diyor ki ben Türkiye’ye 16-17 milyar dolarlık ihracat yaptım ama Türkiye kayıtlarında 23 milyar dolar bir ithalat görünüyor. İşte bunu bu referans kıymetlerden veya gözetim ile ilgili kıymetlere uygun olması için fark kıymetin de beyan edildiği yüksek kıymetlerden beyan edilmesine bağlıyorlar. Bunu ayırmak mümkün yani sonuçta gümrük birliği sisteminde bununla ilgili mal bedeli diye ayrı bir istatistiki kıymet koyarlar. Vergiye esas kıymet değil de ödenen bir kıymet diye bir bölüm
koyduklarında o rakam daha net çıkar."

2 Nisan 2013 Salı

Akıl Lojistik İlişkisi- Haber

Lojistik Farkındalık- Haber

Lojistikte AŞIRI Farkındalık Haberi

Lojistik Farkındalık- Haber

THY 4 adet A320-200 kiralayacak


02 Nisan 2013 Salı 08:45


İSTANBUL - THY yönetim kurulu, Wells Fargo Bank Northwest National Association firmasından 4 adet A320-200 uçağının 6 yıllığına kiralanmasına karar verdiğini açıkladı.
Açıklama dün akşam KAP'a yapıldı.

Lojistik Farkındalık- Haber

'Yeşil hat' ile Rusya'da gümrük sıkıntıları aşılmaya başlandı- Haber

'Yeşil hat' ile Rusya'da gümrük sıkıntıları aşılmaya başlandı


02 Nisan 2013 Salı 08:24

Basitleştirilmiş Gümrük Hattı'nın devreye girmesiyle, Rus gümrüğünde yaşanan sıkıntıların önüne geçiliyor. Yeşil hat denilen bu yolla ihracatçı büyüyen Rus pazarına daha rahat giriyor.



Taylan BÜYÜKŞAHİN
İSTANBUL - Türkiye ile Rusya arasında dönem dönem yaşanan gümrük sıkıntıları, Türk iş insanlarının bu ülkeye ticaret yapması konusunda çekincede kalmasına neden olabiliyor. Bu sıkıntıların önüne geçmek, karşılıklı ticareti artırmak ve kayıt altına almak isteyen iki ülke yetkilileri de Rusya ve Finlandiya arasındaki 'yeşil hat' benzeri bir oluşuma imza attılar. Basitleştirilmiş Gümrük Hattı isimli proje ile Türk firmaları, Türkiye'de gümrük işlerini yaparak Rusya'da gümrüğe girmiyorlar, sadece evraklarını göstererek geçiş yapıyorlar. Basitleştirilmiş Gümrük Hattı'nda Türkiye'de yetkili tek firmanın kendileri olduğunu belirten Favor Trans Genel Müdürü Tamer Dinçşahin, bu hattın Rusya'ya ihracat konusunda çok faydalı olduğunu vurguladı.
İhracatçıların artık farklı gözlüklerle Rusya'ya bakması gerektiğini ifade eden Dinçşahin, şunları söyledi: "Artık kısa sürelerde kazanç ya da ihracat bakış açılarını değiştirip, sürdürülebilir ihracat nasıl yapılacağına bakmaları lazım. Rusya ile düzenli ticaret yaparsanız, Rusya'da kurala uyarsanız Rusya'da gelecek var. Dünyanın hiçbir tarafından bu kadar büyük bir gelir ve bu kadar büyük bir talep yok. Bu kadar büyük bir coğrafya da yok. Ve çok yakınsınız. Lojistik süreçlerinizle rekabet edecek kimseniz de yok. Biten Avrupa ekonomisiyle, Ortadoğu'daki karışıklıkla uğraşacaklarına önlerinde farklı bir coğrafya var, bu coğrafyaya ihracat yapmasında güvenli kanallar var. Bu kanallara bakarak Rusya ile iş yapsınlar. Çünkü Rusya bugün 1 ise, yarın 11 olacak. Çok büyük bir ekonomisi var."
Danışmanlık veriyor
Kendileriyle birlikte hareket eden firmalara bir nevi danışmanlık hizmeti de verdiklerini dile getiren Dinçşahin, "Rusya'daki bilgilerimizden dolayı firmaların Rusya'da yapılanmaları konusunda da yardım ediyoruz. Mağaza açmasından tutun, mağazalara yerleştireceği ürüne, kurumsal yapısına kadar her şeyi gösteriyoruz" dedi.
rusya_kunye.jpg
Rusya'nın artık eski Rusya olmadığını belirten Dinçşahin, Rusya'da kuralına göre oynayanların iş yapabileceğini, Rusya'nın bu iradeyi ortaya koyduğunu aktardı. Rusya'nın özellikle bavul ticaretinden kaynaklanan kayıt dışı ithalat vergi kayıplarının önüne geçmek istediğini anlatan Dinçşahin, "Kayıt dışı gelirleri, bavul ticaretini kayıt altına alarak hem Türk hem de Rus ekonomisine katkı sağlıyoruz. Bu süreçte kayıtlı ihracat yapan firmaları finansman olarak da desteklemek lazım.
Türk EximBank ile Rus SberBank 1 milyar dolarlık destek anlaşmasına vardılar. Bu para, Türkiye'den Rusya'ya yapılacak dış ticarette kullanılacak" şeklinde konuştu.
Kuruldukları 2012 Mayıs ayından yıl sonuna kadar 200 milyon dolarlık işlem yaptıklarını dile getiren Dinçşahin, "Ancak bu başlangıç ve tanıtımdı. Bu yılki hedefimiz 1.5 milyar dolarlık işlem hacmine ulaşmak. Aylık 500-700 arasında TIR, yeşil hattı kullanıyor. Gıda ihracatı ile ilgili Antalya, İzmir, Mersin ve Bursa bölgelerinde çalışıyoruz. Rusya'da da yeşil hata uygun bir limanın altyapı çalışmaları devam ediyor" dedi.

8 Mart 2013 Cuma

Süper Taşımacılık İşi Tebrikler Emeği Geçenlere

Gemlik-Haliç 20 dakikaya iniyor



DHA
8 Mart 2013



Gemlik-Haliç 20 dakikaya iniyor

BURSA’nın Gemlik İlçesi ile İstanbul Haliç arasında yapılacak deniz uçağı seferlerinde sona yaklaşılıyor. Seferlerde kullanılacak Sea Bird tipi uçak deneme uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Önümüzdeki günlerde seferlere başlayacak 19 kişilik uçak, 20 dakikada Haliç’e ulaşacak ve 100 TL’ye yolcu taşıyacak.



Geçen yıl Haliç’ten Türkiye’nin 4 noktasına deniz uçağı ile hizmet vermeye başlayan Seabird Havayolları Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Kürşad Arusan ile şirket pilotlarının Gemlik’te yaptıkları incelemenin ardından olumlu görüş bildirmesi üzerine başlatılan hazırlıklarla son aşamaya gelindi.
İstanbul- Gemlik deniz uçağı seferlerinde Gemlik’teki yer hizmetlerinin verileceği limandaki binalarda düzenleme çalışmaları Bursa Ulaşım-Toplu Taşım İşletmeciliği Sanayi ve Ticaret A.Ş. (BURULAŞ) tarafından tamamlanmasının ardından dün ilk deneme seferi gerçekleştirildi.

Gemlik Belediye İskelesine inen ’Toskana Vadisi’ adlı uçak, Gemlik Belediye Başkanvekili AK Partili Refik Yılmaz ve Liman Başkanı Serkan Canlı tarafından karşılandı.

Gemlik Belediye Başkanvekili Refik Yılmaz, deneme uçuşu gerçekleşen deniz uçağı seferlerinin bu ay içinde hizmete gireceğini söyledi.

GÜNDE KARŞILIKLI 3 SEFER
19 kişilik Deniz Uçağının Gemlik İstanbul arasını 20 dakikaya indireceği ve 100 liraya yolcu taşıyacağı bildirildi. Günde üç gidiş ve üç geliş olmak üzere altı sefer yapacak olan deniz uçağının gün boyu ilçe halkına sergileneceği ifade edildi. Seferlerin Gemlik’in marka değerini artıracağını belirten Refik Yılmaz, ulaşım konusundaki hizmetlerin devam ettiğini söyledi.

Uçağı başarıyla indiren pilotlar da teknik açıdan Gemlik iskelesinin uygun olduğunu dile getirerek, sıkıntı yaşanmayacağını vurguladı.

10 Şubat 2013 Pazar

Konteyner piyasasında ‘birleşme’ stratejisi

Konteyner piyasasında ‘birleşme’ stratejisi

Birleşmede sona gelen Almanya’nın en büyük konteyner operatörü Hapag Lloyd’un tahmini finansal değerinin 5.6 milyar dolar, Hamburg Süd’ün ise 3.5 milyar dolar olduğu belirtiliyor.

Etkileri devam etmekte olan mali kriz, global ölçekte tüm sektörleri yeni stratejiler benimsemeye iterken, konteyner piyasasında bu etki ‘şirket birleşmeleri’ olarak kendisini gösterebilir. Yakın zamanda gündemi daha çok meşgul etmesi beklenen bu birleşmeler sayesinde şirketler; mali riskleri minimuma indirgeme, düşük navlun piyasasına direnç gösterme ve kredibilitelerini arttırma imkânına kavuşmayı umuyorlar. Bahse konu birleşmelerin en yakın örneklerinden biri, konteyner piyasasındaki büyük ölçekli iki şirketin; Hamburg merkezli Hapag-Lloyd ile Hamburg-Sued arasında devam eden görüşmelerle nihayete erecek. Global ölçekte altıncı sırayı işgal eden Hapag-Lloyd, bu alanda on ikinci sırada bulunan Hamburg-Sued ile sürdürülen birleşme görüşmelerinin yakın zamanda anlaşmayla sonuçlanmasını umduklarını açıkladı. Bu iki şirket güçlerini birleştirdiği takdirde bu evlilikten doğacak kapasite, dünya üzerinde sadece A.P. Moeller-Maersk A/S, CMA CGM SA ve Mediterranean Shipping Co. şirketlerinin gerisinde kalacak. Ayrıca Hamburg-Sued’in kuzey ve güney yarım küre arasındaki ticari rotalarda, Hapag-Lloyd’un ise Asya’dan Avrupa’ya doğu-batı ekseninde faaliyet gösteriyor olması da bu birleşmenin verimliliğini ve pazar payını pozitif yönde etkileyecek.
Pazarın yarısı 4 şirketin elinde
Pazarda faaliyet gösteren şirketlerin geçtiğimiz iki yılı düşük kar marjlarıyla tamamladıkları biliniyor. Bu durumun oluşmasındaki ana etkenler ise; talepten fazla gemi arzı, mal dolaşımının azalmasına bağlı olarak talebin gerilemesi ve rekabetçi fiyatların navlunları aşağıya çekmesi olarak sıralanıyor. Maersk-Line gibi devler, mali bir çöküş halinde global ekonomiyi etkileyecek ölçekte olduklarından bir takım koruyucu tedbirlerden yararlandılar ve nispeten karlılıklarını muhafaza ettiler. Maersk’in işlettiği 600 gemiyle toplamda 2 milyon 600 bin konteyner kapasitesine sahip olduğunu belirtmek, bu büyüklüğü anlatmak açısından yeterli bir done. Sektörel araştırmalarıyla tanınan Alphaliner’ın açıkladığı verilere göre en büyük dört şirket, global kapasitenin yüzde 41’ini kontrol eder durumda. Nispeten küçük ölçekli şirketleri de birleşme yoluyla büyümeye iten, pazardaki devlerin ülke ekonomilerinin bilinçli katkılarıyla ayakta tutulmaya çalışılması olabilir. Londra merkezli brokerlık firması ICAP adına görüşlerini açıklayan Konteyner Bölümü Başkanı Kai Miller, “Şirketler bu tür birleşmeleri daha rekabetçi olabilmek adına gündemlerine aldılar. Piyasadaki büyüklerin sarsıntıları daha hafif hasarla atlatmış olmaları da çok önemli. Elbette birleşmeye gidecek şirketlerin birbirlerini tamamlayıcı özelliklere sahip olması en başta dikkat edilmesi gereken noktalardan biri” şeklinde konuşuyor.
Amaç kredi imkanlarını artırmak
Hapag-Lloyd ile Hamburg-Sued arasında sürdürülen görüşmelerin temeli geçtiğimiz yılın Aralık ayında atılmıştı. Bu noktada dikkat çekici gelişme, gemi finansmanı alanında faaliyet gösteren iki önemli bankanın aldığı kararlar oldu. Bilindiği gibi Commerzbank AG yaptığı açıklama ile denizcilik şirketlerinin kredilendirilmesine son verildiğini, HSH Nordbank AG ise denizcilik kredilerinin toplam krediler içindeki payının azaltılması yoluna gidileceğini kamuoyuna duyurmuşlardı. Birleşme yoluyla daha sağlam bir mali yapıya kavuşmayı planlayan şirketlerin kredi imkânlarını da arttırmayı amaçladığı biliniyor. Hapag Lloyd’un tahmini finansal değerinin 5.6 milyar dolar, Hamburg Süd’ün ise 3.5 milyar dolar olduğu belirtiliyor.